Yeniler:
Anasayfa » Şok Diyet » Alkali diyet gerçekten işe yarıyor mu?
alkali-diyet-gercekten-ise-yariyor-mu

Alkali diyet gerçekten işe yarıyor mu?

1 Oy2 Oy3 Oy4 Oy5 Oy
(İlk Oyu Sen Ver !)

Son yılların yükselen gıda trendlerinden biri de alkali diyet. Vücutta hayati fonksiyonları olan enzimlerin işlevleri bulundukları ortamın pH değerine, yani asidik veya alkali olmasına kadar değişiyor. Peki vücudun asit yükü artarsa ne olur? Sorunun cevabı, “Hayat daha çok asit maddelere aleyhinde yapılan bіr mücadeleden oluşur” diyen Prof. Canfeza Sezgin ’de.

Çok sayıda insan hem pozitif kilolarından kurtulmak hem de daha fit ve sağlıklı yaşamak için alkali diyetin peşinden gidiyor. Alkali besinnin kilo kontrolü açık havada bazı hastalıklardan korunmada ve tedavilerinde de etkin olduğu belirtiliyor. Bu hastalıklardan biri de görülme sıklığı bütün dünyada çabucak gelişen kanser.

Bir Takım kaynaklarda alkali tedavinin kanserle mücadelede etkili olduğu yönünde bilgiler mevcut. Biz de konuyu İç Hastalıkları ve Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Canfeza Sezgin ’e sorduk.

Sudaki çözeltilere hidrojen iyonu veren maddelere asit, hidroksil iyonu veren maddelere baz ismi verilir. Bir solüsyondaki hidrojen iyonu yoğunluğu pH terimi ile açıklama edilir.

Prof. Sezgin, ilk kez vücuttaki asit- baz dengesinden ve bu dengenin ne anlama geldiğinden bahsetti: “Hayat daha fazla asit maddelere karşısında yapılan bіr mücadeleden oluşur. pH değerinin dinç olması hücreiçi işlevlerin sağlıklı yürütülmesi için yaşamsal önemdedir. Hücreli içi ve hücre dışı pH değerleri her zaman bіr dengede olup, bu dengeyi iyon pompaları ve tampon sistemleri sağlar. Sıradan kan pHdüzeyindeki oynamalar ciddi sorunlara niçin olabilir. Hücresel dışı en manâlı tampon sistemi bikarbonat ve karbondioksit olup, böbrek ve akciğer göre düzenlenir. Gereklilik fazlası asit maddeler ise böbrek aracılığıyla atılır.”

ASİT – BAZ DENGESİNİ NELER ETKİLİYOR?

Böbrek ya da karaciğer hastalığı, kontrol aşağıda olmayan şeker hastalığı asidik ortama niçin oluyor. Sigara, alkol, et, süt ürünleri, sorbütol ve früktoz içeren gıdaların pozitif tüketilmesi de asit yükünün artmasından sorumlu. Ayrıca böbrek, karaciğer ve akciğer hastalığına kalıtımsal aşinalık, besin ve çevresel faktörler bu dengede belirleyici etkiye sahip.

FAZLA ASİT YÜKÜ DNA MUTASYONUNA YOL AÇABİLİR

Hayati fonksiyonları yürüten enzimlerin, bulundukları ortamın pH değerine kadar işlev değişikliğine uğradığını söyleyen Prof. Canfeza Sezgin ’in, asit-baz değeri ve alkali tedaviyle ilgili ntv.com .tr ’nin sorularına yanıtları şöyle:

-Vücutta asit yükünün fazla olması niçin sakıncalı?

Asidik veya gereğinden artı alkali ortamda enzimlerin işlevleri bozulur. Bu koşul uzun vakit devam ederse hücrelerin sıradan yapılarında deformasyon, olağandışı proteinlerin yapılması ile kalıtımsal parola olan DNA ’da mutasyona neden olur. Bu süreç de kanserin açılış aşamasını oluşturur. Ayrıca asidik ortamda bağışıklık sistemi hücrelerinin işlevleri bozularak, olağandışı yapıların ortadan kaldırılması engellenir.

KANSER HÜCRELERİ ASİT Mİ SEVER?

– Son zamanlarda alkali tedavinin kanserle mücadelede etkin olduğuna dair görüşler yayılıyor. Alkali çare kanser tedavisiyle nasıl kombine edilir ve çare protokollerine girmiş midir?

Kanser hücrelerinin enerji üretimi, normal sağlıklı hücrelerden farklıdır. Kanserde daha artı şeker tüketilirken daha eksik enerji üretimi olur. Yani randımanı düşük eski model bіr motor gibi düşünebiliriz. Kötü randımanlı enerji üretiminin sonucu olarak da kanser hücresinin içinde süt asiti miktarı artarak asidik bіr ortam oluşur. Kanser hücresi de asidik maddelerin kendi yaşamını korkutma etmesi nedeni ile bu asitleri dışarı atar. Kendi içini asidik ortamdan temizlerken, dışında da asidik bіr kalkan oluşturur. Yani kanser hücresi asit sevmez lаkіn metabolizmalarının farklılığı asit oluşturmalarına niçin olur.

ALKALİ TEDAVI KANSERDE ETKIN Mİ?

Kemoterapi ilaçlarının çoğunun hafif bazik yapıda olması nedeni ile kanser hücresinin dışındaki asidik zırh içinde toplanarak hücrenin içine daha az girerler. Bağışıklık sistemi hücreleri bu asidik zırh ile etkilerini yitirir. Ilk laboratuvar çalışmaları kanser tedavisinde ağız ve damar aracılığıyla alkali madde uygulanmasının, kanser hücresinden dışarı asidik madde atılmasını sağlayan pompaları engelleyen ilaçların beraber kullanılmasının yardımcı olabileceğini gösterdi. Alkali çare, standart kanser tedavisi olmayıp, muavin ve tamamlayıcı bіr yaklaşımdır. Bilhassa düşük doz kemoterapi protokollerinde uygulanması ile ilgili incelemeler bildirilmektedir.

DOKTORUNUZA DANIŞMADAN ALKALİ YAPICI MADDELER KULLANMAYIN

– Daha fazla hangi kanser türlerinde olumlu netice verir?

Alkali çare kimsesiz kanser tedavisinde etkili değildir. Kemoterapi yanında yardımcı olarak uygulandığında olumlu sonuç alınabilmektedir. Kanser hücrelerindeki asit pompalarını engelleyen ilaçlar ile bağışıklık sisteminin etkinliği de arttırılabilmektedir. İnsanlarda yararı ile ilgili az sayıda çalışma olup osteosarkom, metastaz yapmış meme kanseri ve yüzeyel mesane kanserinde asistan tedavi olarak yardımcı olabileceği klinik çalışmalarda gösterilmiştir. Hastalar onkoloji doktorlarının önerisi olmadan alkali yapıcı maddeler kullanmamalıdır, çünkü bіr takım hayati kanser ilaçlarının etkisini bozabilmektedir.

AĞIZDAN ALINAN BİKARBONAT KANSERİ ETKİLER Mİ?

-Ağız aracılığıyla verilen bikarbonatın kanseri tedavi ettiğine karşın söylentiler var, bu dürüst mu?

Hayır, ağız aracılığıyla bahşedilen bikarbonat idrarı ve kanı alkali yapabilir fаkаt kanser çevresindeki dokuyu etkilemez. Burada asit üretimini sağlayan pompaların da engellenmesi gereklidir. Asit pompalarını engelleyen ilaçların yüksek dozlarda verilmesi, kanser hücrelerinin hayatta kalma şansını azaltmada asistan olmaktadır. Kanser ilaçlarının kullanıldığı tedavi olmadan bu yaklaşımların başarı şansı rastlantısal diyebileceğimiz nadir seviyede görülür. böylece tıbbi tedavinin yerini tutmaz. Uygun hastalarda asistan girişim olarak faydalanıyoruz.

CÜMBÜR CEMAAT BİKARBONATI GÜVENLE KULLANABİLİR Mİ?

Sağlıklı millet beslenmelerine uyarı ederek vücutlarındaki asit yükünü azaltsınlar. Perhiz yapmadan, alkol ve sigara gibi alışkanlıkları bırakmadan ağızdan alınan bikarbonatın ilave yararı olmaz. Alkali besin tarzı zaten dinç olanıdır, çoğu hastalıktan korur. Kanser tedavisi alanların ise onkoloji doktorunun önerisi olmadan bu nesil tedavileri alması sakıncalıdır, bazı kanser ilaçlarının etkisini engelleyerek önemli sorun yaratabilir. Bir Takım hastalarda da bulantı, kusma ve ishal gibi ek sorunlara neden olabilir.

 

HANGİ GIDALAR ALKALİ, HANGİLERİ ASİT?

– Özelde kanser, genelde tüm hastalıklardan korunmak ve dinç yaşamak için beslenme nasıl olmalı, alkali besin açısından hangi gıdalara ağırlık verilmeli, hangilerinden uzak durulmalı?

Gıdaların % 80 ’ inin alkali, % 20 ’ sinin asidik gıdalardan oluşması önerilmektedir. Sebze, meyve ile fasulye gurubu gıdaların derhal tamamı alkali dengeye katkıda bulunmaktadır. Tahıllardan kinoa ve karabuğday ile fındık, fıstık, ceviz, badem, kabak çekirdeği, ay çekirdeği gibi kuruyemişler alkali dengeyi destekler. Yeşil yapraklı sebzeler en yararlı gurubu oluşturur. Sebzelerin ham veya benzeri çiğ tüketimi daha yararlıdır. Patlıcan, domates ve patates gibi gıdalar kabuklarıyla tüketilmelidir. Sebze ya da buğday çimi suyu tadı iyi olmamakla birlikte çok faydalıdır. Dinç protein kaynağı olarak tofu, kinoa, kestane ve badem gibi gıdalar tüketilmelidir. Bütün bitkisel baharatlar ve doğal tatlandırıcılar alkali gruptadır. Et ve süt ürünleri, yumurta, tahıl taşıyan değişik gıdalar (arpa, yulaf, buğday, darı, pirinç, çavdar, makarna), kakao, kahve, ketçap, mısır şurubu, içki, alkolsüz içecekler, hardal, şeker, sirke ve şarap ise asidik olup sınırlı tüketilmelidir.

‘ŞEKER EN TATLI ZEHİR ’ Mİ?

– Hastaların kafasını karıştıran noktalardan biri de şeker. Çünkü doktorlar bu konuda ikiye ayrılmış durumda. Bazıları “kanser hastası kesinlikle şeker yemesin çünkü savaşçı T hücrelerini öldürüyor” diyor. Bazıları da “Şekerin kanseri beslediğine karşın bilimsel bіr bilgi yok” ifadesini kullanıyor. Görüşünüz nedir, kanser hastası şekerli besinleri tüketebilir mi?

Sorun şekerde değil şekerin vücuda alınış biçimi ve miktarında. Eğer şeker çabuk kana karışan kolay şeker yapısındaysa (tatlı, çörek, börek, beyaz un, mısır-früktoz şurubu, meyve suyu vb.) kan şekerinde ani yükselişe tepki olarak insülin salgısı artar. Bir öteki faktör de ihtiyaçtan pozitif şekerin bolca alınmasıdır. Bu stil beslenme gün içinde sık ve sürekli olursa bіr süre daha sonra kısır döngüye girerek kilo alımı, yağlanma, insülin direnci ve metabolik sendroma niçin olur. Sonuçta kanser riskinin arttığı, kanser varlığında hastalığın ilerlemesinin arttığı tablo gelişir. Ya� hücreleri, kanser kök hücrelerinin beslenmesini sağlayan maddeler salgılar, insülin keza kanser hücrelerinin çoğalmasını uyarır. böylece kanser hastaları basit şeker yerine ihtiyaçlarına tarafından ölçülü, meyvenin posasıyla veya bütün tahıl olarak alınmasıyla şeker emiliminin daha yavaş olduğu lif içeriği yüksek gıdalardan şeker almalıdır. Ayrıca günlük düzenli egzersiz yaparak ihtiyaç fazlası kalori yakılmalı, bağışıklık sistemi desteklenmelidir.

Hakkında diyetisyen diyetisyen

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlenmelidir *

*

izmir escort bursa escort konya escort antalya escort antalya escort samsun escort izmit escort gaziantep escort bodrum escort hatay escort